KIZAK KÖPEKLERİ

 



İnsanla köpek arasındaki en eski ilişkilerden birisi "arktik ırklar" olarak da bilinen köpeklerle başlamıştır. Günümüzde "kızak köpekleri" olarak tanıdığımız bu ırklar, insanla ortak yaşama başladıkları dönemlerde sadece yük taşıma işinde değil, beraberinde av, sürü gütme, bekçilik gibi zamanın bir köpek için gerektirdiği her işe koşuluyorlardı.

Alaska ve Kanada'nın bazı bölgelerinde araştırmalar yapan antropologlar, 5000 ila 7000 sene öncesine dayanan köpek kemiklerinde fiziksel çekiştirmeye dayalı omurga ve iskelet hasarlarına rastlamışlardır. Bununla beraber son 500 yıllık dönemde insanların köpekleri taşıma amaçlı kullandıkları yazılı kaynaklar sayesinde çok iyi bilinmektedir.
Bu ırkların daha iyi anlaşılabilmesi için çıkış yerleri ve peşlerinden gittikleri insan topluluklarının araştırılması gerekir. Günümüz Köpeklerinin atalarının vahşi kurt olduğundan yola çıkarsak, arktik ırkların en eski ve kurt soyuna en yakın genetik verilere sahip ırkların başında geldiğini görürüz.
Çoğunluğu Asya ve Afrika kökenli olan bu köpekler, gen etik olarak incelendiğinde, kurt olan atalarına en yakın genetik yapıya sahip ırklardan bazılarıdır. Ancak insanlarla olan yüzyıllar süren yakınlıkları ve seçilerek üretilmeleri sonucunda; bazı davranışlarında büyük değişikliklere uğramış olsalar da, sürü hayatına en uyumlu yapıya sahip köpeklerdir.



SAMOYED (BJELKİERS-SAMOİEDSKAİA SABAKA)

 


Samoyed ırkı, adını göçebe bir Asya kabilesi olan "Samoyede"'den almıştır.Samoyedeler başlangıçta geyik sürülerini avlayarak geçiniyorlardı. Zaman içerisinde bir çeşit evcilleştirme metoduyla avcı-toplayıcı durumundan hayvancılık yapar duruma geçtiler. Pasif yapıya sahip ve dişi geyiklerle beraber kalmayı tercih eden erkek geyiklerin seçilerek üretilmesi üzerine kurulu bu evcilleştirme metodu sonucunda, kontrol edilmesi büyük çaba gerektiren sürülere sahip oldular.

Samoyedeler geyiklerin beslenebilmesi için sürekli hareket halinde yaşamak zorunda kalmışlardır. Geyikler, kabile yaşamının her anında beslenmeden giyime, hatta ısınmaya kadar en önemli unsuru oluşturmuştur. Samoyedelerin çadırları ve "chooms" adı verilen arabaları da geyik derisi kullanılarak yapılmaktaydı.

Samoyedelerin geyikleri evcilleştirmeleriyle birlikte onların kontrolü ve korunmaları için beraberlerinde yaşayan köpekleri de daha etkin olarak kullanmaya başladılar. Diğer arktik ırklardan farklı olarak Samoyed Köpekleri, yük çekme işinden çok koruma ve geyik sürülerini yönlendirme amacıyla kullanılmaktaydı. Samoyedelerin sahip oldukları bu köpeklere "Bjelkiers" (beyaz doğan beyaz köpek) denirdi. Rusçada ise yön köpeği, lider köpek, koruma köpeği anlamlarına gelen "Voinaika" denirdi.


Günümüzde yaşayan 50.000 kadar Samoyede insanı olduğu bilinmektedir. Bunların bir kısmı Rusça ve diğer bölümü de Türkçe konuşmaktadır. Samoyede halkının dini inançlarının temeli, yaşamlarını da şekillendirmiş olan Asya kökenli Şamanizm'e dayanmaktaydı.
Samoyedeler köpeklerine büyük özgürlükler tanımaktaydılar. Çocuklara gözcülük yapmaktan, ava kadar hemen hemen her konuda işbirliği yaptıkları köpeklerini sürekli serbest bırakırlardı. Samoyedeler köpeklerinin sadece en uyumlularını sahiplenir, diğerlerini ise giyecek amaçlı yok ederlerdi.  Yüzyıllarca seçilerek üreyen köpeklerde insanlarla son derece uyumlu bir karakteristik yapı oluşmaya başladı. Hatta sonunda bu yapı, insanlık tarihindeki belli taşlarda Samoyed ırkı köpeklerin izinin var olmasına neden olmuştur.

Bijelkierler (Samoyed Köpekleri) 17 ve 18. yüzyıllarda Rusların Sibirya'yı keşfe başlamasıyla tanındı. Güzelliği nedeniyle Çar ailesi tarafından önemli Avrupalı asilzadelere çok özel hediye amaçlı verilmeye başlandılar. Ruslar, Sibirya'da vergi tahsildarlarının kızakla çekilerek seyahat etme kolaylığını da fark etmekte gecikmediler. Aynı dönemlerde kaşif grupları da köpekleri kullanma hususunda hevesli davrandılar. Özellikle insanlara yaklaşımı çok daha sıcak olan Bjelkierler bu keşif gezilerinde diğer arktik ırklara göre daha fazla tercih edildiler.

Norveçli bir profesör olan Fridtjof Nansen'de bu köpekler hakkında epeyce bilgi edinmişti. Alexander Trontheim isimli, bu köpeklerin üretimiyle ilgili bir Rus'dan kendisi için birkaç tane edinmesini istedi. Nansen "Fram" adını verdiği ve arktik koşullara son derece dayanıklı tasarlanmış gemisiyle, Güney Kutbunu keşfe çıkmayı planlıyordu. Nansen 35 yıl içerisinde toplam 5 keşif gezisinde bulundu. Bu ilk keşif gezileri, bu geziler için özellikleri nedeniyle tercih edilmiş olan Bijelkier köpekleri için ciddi bir hüsran olmuştur.

Köpeklerin kuyruklarının kesilerek seyahate çıkarılmaları, onlarda çok kısa sürede pneumonia nedeniyle ölümlere; tüylerinin makasla kesilmeleri de donmalarına neden olmuştur. Nansen'in keşif gezilerinden geriye sağ dönebilen Bjelkier olmamıştır. Nansen'in daha vahşi olan uygulaması köpekler için herhangi bir yiyeceği yanında bulundurmamış olmasıdır. Uyguladığı sistemde, zayıf düşen köpekleri, güçlü olanlara yem yaparak seyahatin devamını sağlamıştır.

Sonraki keşif gezilerinde 1911 yılında, başka bir Norveçli olan Roald Amundsen, 99 gün süren 2.993 km'lik Güney Kutbu gezisinde 4 kızağını çektirmek üzere, 52 adet Bijelkier köpeği kullanmıştı. Güney Kutbuna ilk ulaşan hayvanlar Amundsen'in Bjelkier köpekleri olmuştur. Amundsen gezi dönüşünde köpeklerini diğer kaşiflere vermek suretiyle keşif gezilerinde köpeklerin kullanımını yaygınlaştırmıştır.

Yine Antartika kaşiflerinden Captain Robert Scott temel olarak atları kullanmış olsa da, seyahatinde 33 adet Bijelkier köpeğini de beraberinde götürmüştür. Ancak her ne şekilde olduysa seyahat öncesi köpeklerin kuyrukları birisi tarafından kesilmiş ve köpekler 3 hafta içerisinde, uyku esnasında kuyruklarıyla burunlarını örtemedikleri için pneumonia'dan(zatüre) ölmüşlerdir. Tüm hayvanlarını kaybeden Scott'un takımı 6 kişilik ekibiyle, epeyce bir çaba sarf ederek, tüm malzemelerini Güney Kutbuna taşımayı başarmışlardır.

Captain Scott'un ölmeden önce son günlüğünden ulaşılan bilgilere göre, Scott kutup bölgesine vardığında, Norveç bayrağı ile birlikte çevrede bulunan pati izlerini gördüğünde büyük bir hayal kırıklığına uğramış ve rakibine 1 ay gibi bir süre ile geçildiğini anlamıştır. Captain Scott, uğradığı ağır yenilgi ve psikolojik çöküntüyle dönüş yolunda aynı köpekleri gibi hayatını kaybetmiştir.

Günümüzdeki Samoyed ırkının hemen hemen hepsi tarihteki kutup keşiflerine katılan köpeklerin soyundan gelmektedir.

Samoyed köpekleri, arktik ırklar arasında fiziksel olarak bu şartlara en uygun tasarıma sahip köpeklerdir. Beyaz ve beyazdan kreme kadar değişebilen kürkleri su ve toprak geçirmez bir yapıya sahiptir. Kar bu kürkün üzerinde tutunamaz ve köpek küçük bir silkinmeyle tüm kar engelinden kurtulabilir. Samoyedler aşırı derecede tüy dökerler. Bu tüy dökme o derece fazladır ki, Samoyede halkı çoğu zaman köpeklerin dökülen kürklerini geyik derileriyle beraber giyecek olarak kullanmışlardır.
                                                                            
Samoyed, FCI tarafından, 22.07.1997 tarihinde 212 sayı ile Samoiedskaia Sabaka adıyla, Grup 5 Spitz ve Temel Irklar, Sınıf 1, Kuzey Kızak Köpekleri kategorisinde, safkan ırk olarak tanımlanmıştır. Irk tanımında yapılan son düzeltme tarihi 01.09.1999'dur.



ALASKANMALAMUTE

 

                                                                                                 
Antropologların çalışmalarında, Alaskanın Cape Krusenstern bölgesinde M.Ö. 1850 yıllarına uzanan Eskimo medeniyeti kalıntılarına rastlanmıştır. Eskimo (Equimaux) Kanada yerli dilinde "çiğ et yiyen" anlamına gelmektedir. Ancak tarihçiler, antropologlar ve yerliler arasında tam bir anlaşma sağlanamamış konu, Eskimoların yerli kabileler olup olmadıkları hususudur. İnuit topluluklarına göre eskimolar bu bölgelere çok sonradan gelmişlerdir. "İnuit" kelime anlamı olarak da "önceden burada olan" anlamına gelmektedir.
 İnsanlık tarihi boyunca tespit edilmiş sayısız göç olayının varlığı, Bering boğazının hemen hemen her çağda insanlar tarafından geçilmiş olması, konuyu epeyce karmaşık ve tartışmalı bir hale dönüştürmektedir.

Alaskan Malamute, diğer arktik kızak köpekleri gibi en eski ırklardan birisidir. Alaskanın Kuzey Batı bölgelerinde yaşayan "Mahlemuits" kabilesinin çok amaçlı edinip geliştirdiği bir köpektir. Malamute, günümüzde Sibirya Husky'si ile çok sık karıştırılır. Malamute Sibirya Husky'sinden fiziksel yapı olarak çok daha iri ve kemiklidir. Husky'de renkli gözler olabildiği halde Malamute sadece kahverengi ve kahverengi tonlarında gözlere sahiptir.

Mahlemuit kabileleri'nin köpeklerini, Kurt ile çeşitli Spitz ırklarının çaprazlanmasıyla ortaya çıkardıkları düşünülmektedir. Malamutelar ağır yükleri uzun mesafelerde çekmek üzere geliştirilmişlerdir. Kuzenleri Sibirya Husky'leri kadar süratli değillerdir, ancak arktik ırklar arasında en kuvvetli ve dayanıklı yapıya sahiplerdir. Çift katlı, su ve ısı geçirmeyen kürk yapıları, bilindiğinin dışında soğuk iklimlerde koruyucu olduğu kadar sıcak ortamlarda da köpeğin vücudunun aşırı ısınmasına engel olur.

Mahlemuitler köpekleri üretirken insana ve diğer köpeklere agresyon gösterenleri hemen öldürüyor, büyümelerine izin vermiyorlardı. Malamute köpeklerinin Kurt görünümünün altında yatan bu sevecen yapısı, yüzyıllar boyunca bu şekilde seçilerek gelen soylarda saklıdır.

1896-1899 yılları arasındaki "Altına Hücum" döneminde, Alaska'ya akın eden altın arayıcıları, çetin iklim şartlarında bu kuvvetli kızak köpeklerinin gerekliliğini ve faydasını kısa sürede gördüler.


                                                                        
Çoğunlukla yerleşik düzene geçmiş olan Eskimolardan, ihtiyaç fazlası olan köpeklerini satın almaya ve olabildiğince fazla miktarda üretmeye başladılar. Bu dönemde küçük bir kızak sürüsü 1500 Dolar, iyi bir lider köpek ise 500 Dolar değere sahipti.
                                                                                           
Yabancıların akınıyla hem tüm çevre, hem de köpekle olan ilişkiler değişmeye başladı. Yabancılar köpekleri dövüş amaçlı olarak St.Bernard benzeri büyük ırklarla çaprazlayarak çok daha iri ve saldırgan köpekler edinmeye çalışıyorlardı. Bununla beraber, 1900'lü yılların başında kızak yarışlarına olan büyük ilgi Malamute köpeklerinin daha hızlı ve küçük ırklarla çaprazlanmaya çalışılmasına neden oldu. Bu durum Malamute köpeklerinin soylarını ciddi şekilde tehlikeye sokmuştur.

AKC’nin bu ırkı 1935 yılında tescil etmesine kadar geçen sürede,Yerli halk Perry, Cook ve Byrd'ın sayısız Kutup keşif gezilerinde yararlandığı Malamute ırkı köpeklerin neslini tükenmekten korumuşlardır. Aynı yıl Alaskan Malamute Club of America (AMCA) kurulmuş ve ciddi üretim programları başlatılmıştır.

II. Dünya savaşında, diğer kızak köpekleriyle beraber Alaskan Malamute'lar da savaşta kullanılmıştır. Hatta kayıt altında tutulan birçok tescilli köpeğin dahi savaşta kullanıldığı bilinmektedir.
Son yıllarda köpekle yapılan aktivitelerin artması bu güçlü yapıya sahip kızak köpeklerinin ağırlık çekme yarışmalarında tercih edilen ırklardan birisi olmasını sağlamıştır.

Kulübün çabaları, 1947 yılında Malamute ırkının kendi içinden gelen 3 soyla tekrar popüler hale gelmesini sağlamıştır. Günümüzde etkisini devam ettiren bu 3 soy Kotzebue, M'loot ve Hinman (Irvine) soylarıdır.

Alaskan Malamute günümüzde, FCI tarafından Grup 5 Spitz ve Temel Irklar, Sınıf 1 Kuzey Kızak Köpekleri kategorisinde, 243 sıra ve 14.08.1996 tarihi ile safkan ırk statüsünde tanımlanmıştır. Alaskan Malamute conformation yarışmalarına "iş testi gerektirmez" ibaresiyle katılabilir. Tanımlamada yapılan son düzeltme tarihi 09.06.1999'dur.



SİBERİAN HUSKY (CHUCKCHİ DOG)

 



Kısaca Husky olarak da tanıdığımız Siberian Husky, arktik köpek ırkları arasında en tanınmış ve popüler olanıdır. Husky'ler diğer arktik ırklarla beraber, en eski ve Kurt soyuna en yakın ırklardandır. Fiziksel olarak en küçüğü oldukları halde, kar üzerinde en hızlı hareket edenidir. Husky'lerin fiziksel yapısını, onları hemen hemen 1000 yıllık bir süreyle sahiplenip, üretiminde bulunan Chuckchi kabilesinin ihtiyaçları belirlemiştir. Siberian Husky'ler griden, kahverengi ve beyaza kadar uzanan kürk renklerine; mavi, gri ve her gözde farklı olabilen  göz renklerine sahip olabilirler.
                                                                                                      
Chuckchi'ler Sibiryanın en Kuzey Doğu bölgesinde yerleşik bir kabiledir. Kabile iç karada yerleşmiş olduğu halde, avlanmak için daha kuzeye kutup sınırına yakın sahil bölgelerine giderdi. Bu av seyahatleri çoğunlukla balık ve fok avlamak üzerine gerçekleşirdi. Bütün ihtiyaçları, yerleşim noktasından av bölgesine mümkün olan en hızlı şekilde ulaşmak ve gün sonunda avlarla beraber en hızlı şekilde geri dönebilmekti. Çoğunlukla avları ve taşıdıkları yük fazla ağır değildi. Bunun için bazen 20 köpeklik takımlar kurar ve ava onlarla çıkarlardı. Küçük, hafif ve hızlı olan köpekleri fiziksel yapıları nedeniyle çok fazla enerji de tüketmezlerdi. Düşük enerji tüketimi, kalan enerjinin köpeklerin çetin iklim koşullarından daha kolay korunmalarını sağlardı. Chuckchi köpeklerinin en önemli özelliklerinden birisi de koşmaya olan hevesleriydi. Chuckchi'ler köpeklerine son derece değer verirlerdi. Beraber ava gitmenin ötesinde, geceleri çocukların sıcak tutulması için de çadırlarda köpeklerden faydalanırlardı. Bu karakter ve fiziksel yapı Chuckchi kabilesinin vazgeçilmez köpeğini tarif etmekteydi. 18. yüzyılda Ruslar Sibirya'yı işgale başladığında, birçok kabile bu işgal sırasında yok olup gitti. Ancak Chuckchi'ler hızlı köpekleri sayesinde, Rusların o günkü teknolojik gücüyle başa çıkmayı becerdiler ve bir yüzyıl daha kendi topraklarında hayatta kaldılar.



1900'lü yıllarda Chuckchi köpekleri Alaskalı tüccarlar tarafından keşfedildiğinde  Alaska bölgesi kızak köpekleri arasında düzenlenen ve 408 mil süren "Alaska Sweepstakes" adıyla bilinen bir yarış yapılmaktaydı. Thurstrup isimli bir kızak takımı sahibi, 1909 yılında düzenlenen bu yarışa Siberian Husky adıyla tanıttığı, yerel kızak köpeklerinden çok farklı yapıya sahip olan bu küçük köpeklerle katılmak için müracaat etti. Yarışmacılar köpeklerin boyutlarından dolayı onlara "Siberian rats" (Sibirya Sıçanları) adını yakıştırmışlardı. Thurstrup hiç de iyi bir kızak sürücüsü değildi, yarışta yanlış bir noktada mola alınca 2 yerel takım tarafından geçildi ve ancak 3. olabildi. Fakat köpekleri hızlarıyla seyircileri ve tüm diğer yarışmacıları çok etkilemişti. Bundan ilham alan Fox Maule Ramsey adında bir İskoçyalı kızakçı 25.000 Dolar harcayarak Bering boğazının öbür tarafından 70 tane Siberian Husky getirtti ve 1910 yılındaki yarışa 3 takım olarak katıldı. 1910 yarışında Siberian Husky'ler, 1., 2. ve 4. lükleri alarak kızak yarışında yeni bir çağı başlattılar. Husky'ler kısa ve orta mesafe yarışlarında günümüzde de son derece etkili köpeklerdir.

1925 yılında Alaska'nın Güney Batısında bulunan Nome Kasabasında ortaya çıkan bir salgında, kasabaya ulaştırılması gereken difteri serumu, Anchorage'dan kızağa sürülerek yola çıkarılan Togo isimli Siberian Husky tarafından ulaştırılmıştır. 1868 km'lik bu mesafeyi 5.5 gün gibi rekor bir sürede alan Togo, Kızakçısı Seppala ile birlikte Siberian Husky'ler arasında en tanınmış köpektir. Bu tıbbi başarının anısına Anchorage ve Nome kasabaları arasında her yıl geleneksel "Iditarod Kızak Yarışı" düzenlenmektedir


Siberian Husky 28.11.1990 tarihi ve 270 sayı ile FCI tarafından, Grup 5 Spitz ve Temel Irklar, Sınıf 1 Kuzey Kızak Köpekleri kategorisinde safkan ırk olarak tanımlanmıştır. Conformation yarışmalarında Siberian Husky için iş testi gerekmez.



CANADİAN İNUİT DOG (INUİT SLED DOG) (QİMMİQ)

 


Asya veya Amerika kıtasında olsun kuzeyde ve kutup dairesine yakın yerlerde yaşayan birçok yerli kabile gibi, Alaska'nın kuzeyinde yaşayan İnuit yerlileri de kendi yaşamlarına adapte ettikleri bir köpeğe sahiptiler. İnuitler köpeklerine "Qımmıq" derlerdi. İnuit köpekleri tarihte kuzey kabilelerinin kullandıkları köpekler arasında en "çok amaçlı" kullanılanı olmuştur. İnuit köpekleri çok ağır kızakları uzun mesafelerde çekmenin dışında, fok avı için de son derece aktif görev yaparlardı.

Uçsuz bucaksız kutup dairesi seyahatlerinde, İnuit köpekleri fokların buz üstünde nefes almak için açtıkları küçük hava deliklerini çok uzaklardan algılayıp sessizce sahiplerine bildirmeleriyle tanınırdı. Hava deliğini sahibine bildiren köpek yakınlarına gelip sessizce oturup delikten bir fok çıkmasını beklerdi. Yerli halkın av noktalarını bulmasını son derece kolaylaştıran bu köpekler, iri cüsseleri sayesinde yakalanan avlara ayıların yaklaşmasını engellerlerdi.

İnuit köpekleri son derece güçlü yapıya sahiplerdir. Patileri geniş ve parmak araları perde oluşturabilecek kadar kürklüdür. Kendi ağırlıklarının 2 katına yakın yükleri çekebilirler. İnsanlarla son derece uyumlu oldukları halde kavgacı ve diğer canlılara saldırganlık gösteren bir yapıları vardır. Bunun temelinde av amaçlı olarak kullanılmalarının yattığı düşünülebilir. Vücut olarak 60-70 cm arasında bir omuz yüksekliğine ulaşabilen İnuitler farklı renk yelpazesinde bir kürk yapısına sahip olsalar da ağırlıklı olarak kahverengi ve kızıl tonları hakimdir. Kutup bölgesinin çetin şartlarında
yaşamalarına yardımcı olan çok kalın ve su geçirmez kürkleri vardır. Yılın belli dönemlerinde köpekler tüm kürklerini dökerek yenilerler. İnuitler vahşi köpekler gibi ilkel bir sindirim sistemine sahip olduklarından, mısır ve pirinç haricindeki tahılların sindirimini gerçekleştiremezler. Tarih boyunca edindikleri ağır hayvansal yağ yüklü ve protein ağırlıklı beslenme şekli onlara en uygun olanıdır. Diğer kuzey köpekleri gibi İnuitler de havlama yerine ulumaya benzer bir ses çıkarırlar.

İnuit köpeklerinin (yerli diliyle Qimmiq "köpek") geçmişi günümüzden 4000 yıl hatta daha da eskiye dayanmaktadır. Çıkış noktalarının bugünkü Moğolistan civarı olduğu düşünülmektedir. Tarihte Asya'dan Amerika kıtasına birçok göç dalgası olmasına rağmen bunlar içinde en fazla kayda ulaşılmış olanı Thule kavminin göç hareketleridir. Grönland'da yerleşik Dorset medeniyetinde de Asya'dan gelen bu kavimlere Tunit deniyordu. Dorset medeniyetinden kalan arkeolojik bilgiler bu kavimlerin köpeklere sahip olduklarını, ancak kızak çekmek amacıyla faydalanmadıklarını göstermektedir. Köpeklerin av ve koruma işlerinde kullanıldığı kızak köpeklerinin ise Asya'dan geldiği anlaşılmaktadır.

İnuit köpekleri birçok yerde Canadian Eskimo Dog olarak isimlendirilmektedir. Ancak Alaska yerlileri olan İnuitler'in bu isme itirazları sonucunda CKC (Canadian Kennel Club) isimden Eskimo adını çıkartmış ve "Canadian Inuit Dog" ya da "Inuit Sled Dog" isimleri kullanılmaya başlanmıştır. İnuitlerin tezine göre Eskimolar bölgeye çok sonra gelmiştir. Labrador dilinde "eskimo" kar ayakkabısı anlamına gelmektedir. Ojibwa dilinde de "askime" kar ayakkabısı anlamına gelmektedir. Ancak, İnuitlerin kar ayakkabısı anlamına gelen özel bir giyeceği bulunmamaktaydı. Karda yürümek için kullandıkları ayakkabılar eğilmiş bir çubuğun üzerine giydirilmiş deriden yapılmaktaydı. Avrupalılar bu bölgeleri keşfe başladıklarında, yerlilerden daha kuzeyde yaşayanlar hakkında bilgi toplamaya başladılar. Kuzeydeki yerlilere "çiğ et yiyen" anlamına gelen "Huskies" deniyordu. Yine Labrador dilinde kuzeyli yerliler için "Huskemaw" ismi kullanılmaktaydı, bu isim Avrupalılar tarafından "Esquimaux" ya da İngilizce tabiriyle "Eskimo" olarak telaffuz edilmiştir.

Alaska'nın en ücra bölgelerinin Avrupalılar tarafından keşfi çok hızlı bir süreçte gerçekleşti. Bu aşırı yabancı akını yerlilerin yaşamlarını olduğu kadar çevre yaşamını da çok etkiledi. Teknolojinin gelmesi, Avrupalıların yerel köpekleri batı ırklarıyla çaprazlama merakı, bir anda 1950'li yıllarda sayıları 20.000 olan İnuit köpeklerinin 1970'li yıllara gelindiğinde sadece 200 tane kalmasına neden oldu. Günümüzde CKC kaydı altında sadece 279 adet İnuit köpeği olduğu bilinmektedir. Canadian İnuit Dog, FCI tarafından henüz kabul edilip, kayıt altına alınmamıştır.


Çeviri ve derleme :“The Man & His Doggies”

Kaynak: http://kucukucu.net/ e teşekkür ederiz.

 

 


cycling jerseys radioshack cycling jersey sky cycling jersey livestrong cycling jersey down jackets moncler down